Kartal Avukat
Türk Hukuk Sistemi'nde sağ kalan eşin miras hakkı, hem Türk Medeni Kanunu'ndaki miras hükümleri hem de eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi ile belirlenen çok yönlü bir haklar bütünüdür. Eşin alacağı pay, miras bırakanın hangi zümre (derece) mirasçıları ile birlikte mirasçı olduğuna göre değişkenlik gösterir.
Miras paylaşımına geçilmeden önce, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiye edilmesi gerekir. Türkiye'de yasal mal rejimi olan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi uyarınca:
Sağ kalan eş, evlilik birliği içinde edinilen malların yarısı üzerinde "katılma alacağı" hakkına sahiptir.
Bu miktar, miras (tereke) mülkiyetine dahil edilmeden önce sağ kalan eşe verilir. Kalan kısım ise eşin de dahil olduğu mirasçılar arasında paylaştırılır.
Sağ kalan eşin miras payı, birlikte mirasçı olduğu gruba göre şu şekilde belirlenir:
| Birlikte Mirasçı Olunan Kişiler | Eşin Yasal Miras Payı |
| Miras bırakanın altsoyu (çocuklar, Torunlar) | Mirasın 1/4'ü |
| Ana ve Baba zümresi (Kardeşler dahil) | Mirasın 1/2'si |
| Büyük ana ve Büyük babalar (Kuzenler dahil) | Mirasın 3/4'ü |
| Hiçbir yasal mirasçı yoksa | Mirasın Tamamı |
Miras bırakan, vasiyetname ile malvarlığını dilediği gibi dağıtabilir; ancak eşin saklı payına dokunamaz.
Eşin saklı payı, altsoy veya ana-baba ile birlikte mirasçı olması durumunda yasal miras payının tamamıdır. * Diğer hallerde ise yasal miras payının 3/4'üdür.
Eğer vasiyetname ile bu oranların altına düşülürse, sağ kalan eş tenkis davası açarak hakkını talep edebilir.
Sağ kalan eş, eski yaşantısını sürdürebilmesi amacıyla kanunen özel bir koruma altındadır. Miras paylaşımında eş;
Birlikte yaşadıkları konut ve ev eşyaları üzerinde, miras payına mahsuben kendisine mülkiyet veya intifa (kullanım) hakkı tanınmasını isteyebilir. Bu, aile birliğinin devamlılığı ilkesinin bir sonucudur.
Kesinleşmiş Boşanma: Boşanma kararı kesinleşen eşler birbirine mirasçı olamazlar.
Devam Eden Dava: Boşanma davası devam ederken eşlerden biri ölürse, diğer eş mirasçı olmaya devam eder. Ancak, ölen eşin mirasçıları davayı sürdürür ve sağ kalan eşin "kusurlu" olduğu ispatlanırsa, sağ kalan eş miras hakkını kaybeder (TMK m. 181/2).
Eşimin önceki evliliğinden olan çocukları benim miras payımı etkiler mi?
Evet. Miras bırakan eşin öz çocukları (evlilik içi veya dışı fark etmeksizin) altsoy zümresidir. Bu durumda sizin miras payınız 1/4 olur.
Vasiyetname ile eşe hiç pay verilmemesi mümkün müdür?
Hayır. Eş, saklı paylı bir mirasçıdır. Mirastan çıkarma için kanunda sayılan çok ağır şartların (cana kast, ağır suç vb.) varlığı gerekir. Aksi halde vasiyetnamenin o kısmı iptal edilebilir.
Mal ayrılığı sözleşmesi yapmıştık, miras payım değişir mi?
Mal ayrılığı sadece "mal rejiminin tasfiyesini" etkiler. Eşin yukarıda belirtilen 1/4, 1/2 veya 3/4'lük yasal miras payı oranları mal ayrılığı sözleşmesinden etkilenmez.
Yasal Uyarı (Disclaimer):
Bu içerik, sağ kalan eşin miras payı ve yasal hakları hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras paylaşımı; mal rejiminin tasfiyesi, saklı pay hesaplamaları ve aile konutu hakları gibi teknik detaylar içeren kapsamlı bir süreçtir. Hak kaybına uğramamak ve yasal süreci doğru yönetmek adına bir hukukçudan hukuki destek alınması tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.