Kartal Avukat
Hidrolik Enerji Santrali (HES) projeleri, yenilenebilir enerji kaynağı olarak değerlendirilse de; dere yataklarının değiştirilmesi, ekosistemin tahribi ve yerel su haklarının kısıtlanması gibi gerekçelerle sıklıkla yargı denetimine konu olmaktadır. Türkiye’deki idari yargı sistemi, çevre hakkını Anayasal bir ödev olarak ele alarak, bu projelere ilişkin idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemektedir.
HES projelerinin hayata geçirilmesi sürecinde idare tarafından tesis edilen işlemlerin sakatlanması, projenin tamamen iptaline veya durdurulmasına yol açabilir. Hukuki süreçte en çok öne çıkan iptal gerekçeleri şunlardır:
çED Süreçlerindeki Usulsüzlükler: çevresel Etki Değerlendirmesi (çED) raporunun hiç alınmaması veya raporun bölgedeki endemik türleri, yaban hayatı göç yollarını ve jeolojik yapıyı eksik analiz etmesi.
Can Suyu Miktarının Yetersizliği: Nehir yatağındaki ekolojik yaşamın devamı için bırakılması gereken asgari su miktarının (can suyu) bilimsel kriterlerin altında hesaplanması.
Havza Bütünlüğünün Bozulması: Aynı havza üzerinde planlanan birden fazla HES'in toplam (kümülatif) etkisinin çED raporunda göz ardı edilmesi.
İmar ve Mülkiyet İhlalleri: Nazım ve uygulama imar planlarının üst ölçekli çevre düzeni planlarına aykırılığı veya hukuka aykırı acele kamulaştırma kararları.
HES uyuşmazlıklarında idari yargı mercileri önünde ikame edilebilecek temel dava türleri şunlardır:
Bu davalar, projenin hukuki temelini sarsan en etkili yoldur. Mahkeme, projenin çevreye vereceği zararın telafisi güç olduğunu saptarsa Yürütmenin Durdurulması kararı vererek inşaat faaliyetlerini durdurabilir.
Projenin uygulanacağı alanın niteliğine (Sit alanı, orman, tarım arazisi) göre yapılan plan değişikliklerine karşı açılan davalardır. Ruhsatın dayanağı olan plan iptal edildiğinde, ruhsat da hukuken dayanaksız kalır.
Enerji piyasası düzenlemeleri kapsamında alınan kamu yararı kararlarının, somut olayda kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi bozduğu gerekçesiyle Danıştay veya İdare Mahkemeleri nezdinde dava konusu edilmesi mümkündür.
HES davalarında en çok dikkat edilmesi gereken husus süre aşımıdır. 2577 sayılı İYUK m. 20/A uyarınca, çevresel etkileri olan projeler İvedi Yargılama Usulüne tabidir:
Dava Açma Süresi: çED Olumlu veya çED Gerekli Değildir kararlarına karşı dava açma süresi, ilanı takip eden günden itibaren 30 gündür. (Genel idari dava süresi olan 60 gün burada uygulanmaz).
Yürütmenin Durdurulması: İvedi yargılamada yürütmenin durdurulması istemine ilişkin itiraz yolu kapalıdır; bu nedenle ilk dilekçede delillerin ve telafisi güç zarar şartının çok güçlü ortaya konulması gerekir.
çevre davalarında "menfaat" kavramı, Anayasa'nın 56. maddesindeki "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir" hükmü gereği geniş yorumlanır:
Projenin uygulanacağı bölgede ikamet eden veya taşınmazı bulunan gerçek kişiler.
Tüzüklerinde çevre koruma amacı bulunan dernekler ve vakıflar.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (Barolar, Tabipler Odası, TMMOB vb.).
İdari yargıda kural, işlemin tesis edildiği veya taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasıdır. Ancak HES projeleri gibi geniş havzaları etkileyen durumlarda;
Genellikle projenin bulunduğu ildeki İdare Mahkemesi yetkilidir.
Bakanlıklar tarafından alınan merkezi kararlar (örn: Acele kamulaştırma veya stratejik planlar) için bazı durumlarda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay görevli olabilir.
İstanbul Anadolu Yakası'nda (Kartal yerleşkesi) bulunan İdare Mahkemeleri, davanın taraflarının ikametgahı ve irtibatlı işlemler söz konusu olduğunda süreçte rol oynayabilmektedir.
HES davalarının kaderini genellikle mahkemece atanan bilirkişi heyetinin raporu belirler. Bu heyette genellikle; Hidrolog, Ziraat Mühendisi, Ekolog, Jeoloji Mühendisi ve çevre Mühendisi bulunur. Bilirkişi keşfi sırasında projenin dere yatağına etkisi, yer altı sularının durumu ve bölgedeki tarımsal verimlilik yerinde incelenir. Davacı tarafın, bilirkişi raporuna karşı teknik ve bilimsel itirazlarını süresinde sunması hayati önem taşır.
Soru: Başka bir şehirdeki HES projesine İstanbul'dan dava açabilir miyim?Cevap: Evet. çevre hakkı evrenseldir. Ancak yetkili mahkeme genellikle projenin yapıldığı yerdeki idare mahkemesidir. Davanın açılması ve takibi için bölge sınırlaması yoktur.
Soru: Yürütmenin durdurulması kararı alınmazsa inşaat devam eder mi?Cevap: Evet. İdari yargıda dava açmak, işlemin icrasını kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle mahkemeden ayrıca "yürütmenin durdurulması" talep edilmeli ve bu kararın alınması için hukuka aykırılık somutlaştırılmalıdır.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, HES projelerine karşı açılacak idari davalar ve çED süreçleri hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa teşkil etmez. İdari yargıda süreler (özellikle 30 günlük ivedi yargılama süresi) hak düşürücüdür. Hak kaybına uğramamanız için bir hukukçunden destek almanız önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Kartal Enerji ve Maden Avukatı
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.