Kartal Avukat
İş hayatının dinamizmi içinde meydana gelen ve işçinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünü saniyeler içinde etkileyebilen olaylar dizisi "iş kazası" olarak tanımlanır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, iş kazası durumunda işverene çok katmanlı sorumluluklar yüklemiştir. özellikle sanayi ve inşaat faaliyetlerinin yoğun olduğu Kartal ve çevresindeki işletmeler için bu süreç, sadece bir iş kazası tutanağı tutulmasından ibaret olmayıp; idari, hukuki ve cezai yaptırımların saniyelerle yarıştığı teknik bir yargılamadır.
Bir olayın "iş kazası" sayılabilmesi için illiyet bağının (nedensellik) kurulması gerekir. Kanuna göre şu haller iş kazasıdır:
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen her türlü kaza.
İşveren tarafından görevlendirme ile başka bir yere gönderilmesi sırasında geçen zaman.
Emziren kadının çocuk emzirme sürelerinde yaşadığı kazalar.
İşverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş-geliş (servis) esnasında meydana gelen kazalar.
İşverenin sorumluluğu kaza anından çok önce, "önleme" safhasında başlar ve kaza sonrası "bildirim" ile devam eder:
önleme (İSG Tedbirleri): İşveren, "işçiyi işçiye karşı koruma" prensibi uyarınca, en modern teknolojik imkanları kullanarak risk analizi yapmalı ve koruyucu ekipmanları eksiksiz sunmalıdır.
Bildirim Süresi: İşveren, meydana gelen iş kazasını o yer yetkili kolluk kuvvetlerine (Polis/Jandarma) derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) ise kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür.
İdari Para Cezası: Bildirimin süresinde yapılmaması veya iş güvenliği önlemlerinin eksikliği, 2026 yılı tarifelerine göre ağır idari para cezalarını ve saniyeler içinde sistemde görünecek bir risk puanı düşüşünü beraberinde getirir.
İş kazası sonucu yaralanan veya hayatını kaybeden işçi (veya yakınları), işverenin kusuru oranında tazminat talep edebilir.
Maddi Tazminat: İşçinin çalışma gücü kaybı oranı (maluliyet) üzerinden hesaplanan kazanç kaybı ve tedavi giderlerini kapsar.
Manevi Tazminat: İşçinin veya vefat halinde yakınlarının duyduğu elem, keder ve psikolojik yıkımın telafisi için takdir edilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: ölümlü kazalarda, müteveffanın sağlığında destek olduğu kişilerin (eş, çocuk, anne-baba) uğradığı ekonomik kayıpların giderilmesidir.
İş kazası sonrası devlet (SGK), işçiye geçici iş göremezlik ödeneği öder ve tedavi masraflarını karşılar. Ancak:
Rücu Davası: Eğer kaza, işverenin iş güvenliği önlemlerini almaması veya ağır kusuru nedeniyle meydana gelmişse; SGK yaptığı tüm masrafları işverenden geri ister.
Kusur Tespiti: Mahkeme aşamasında saniyeler süren kaza anı, iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince incelenir. İşverenin kusuru, "tevsik edici (belgeleyici)" eğitim kayıtları ve zimmet tutanakları ile savunulabilir.
| Sorumluluk Türü | Yetkili Merci | Yaptırım / Sonuç |
| İdari Sorumluluk | SGK / çalışma Bakanlığı | İdari Para Cezası |
| Hukuki Sorumluluk | İş Mahkemesi | Maddi ve Manevi Tazminat ödemesi |
| Cezai Sorumluluk | Ceza Mahkemesi | Taksirle öldürme / Yaralama Hapis Cezası |
| Rücu Sorumluluğu | SGK Tarafından | Yapılan Sağlık Harcamalarının Tahsili |
İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal), Türkiye’nin en işlek İş Mahkemeleri yapısına sahiptir.
Maluliyet Tespiti: Kazazedeler, maluliyet oranının belirlenmesi için genellikle bölgedeki tam teşekküllü devlet hastanelerine veya Adli Tıp Kurumu'na sevk edilir.
Zorunlu Arabuluculuk: Tazminat davası açılmadan önce Arabuluculuk sürecinden geçilmesi yasal bir zorunluluktur. Arabuluculuk aşamasında sağlanan uzlaşmalar, dosyayı saniyeler içinde kesin hüküm gücüyle sonuçlandırabilir.
İşçi kendi dikkatsizliği sonucu kaza yaparsa işveren sorumlu olur mu?
Hukukumuzda "tehlike sorumluluğu" ve "kusursuz sorumluluk" prensipleri gereği, işçinin hatası olsa dahi işveren, gerekli denetimi ve eğitimi vermediği sürece (müterafik kusur indirimi yapılsa da) sorumlu tutulabilir.
Tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?
İş kazasından kaynaklı tazminat davalarında zamanaşımı süresi, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.
Taşeron (Alt İşveren) işçisi kaza yaparsa asıl işveren sorumlu mudur?
Evet. İş Kanunu m. 2 uyarınca, asıl işveren ile alt işveren iş kazasından dolayı işçiye karşı müteselsilen (ortaklaşa) sorumludur.
İş kazası, saniyelerle sınırlı bir anın hem işçi hem de işveren için yıllar sürecek hukuki sonuçlar doğurduğu teknik bir süreçtir. İşverenin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve kaza sonrası bildirimleri zamanında yapması, hem idari cezaları önler hem de hakkaniyetli bir yargılamanın zeminini oluşturur. 2026 yılı yargı dünyasında iş sağlığı ve güvenliği kuralları, kağıt üzerindeki evraklardan ziyade fiili uygulama ve denetim sıklığı ile ölçülmektedir. Hak kaybına uğramamak ve süreci yasal kurallara uygun yönetmek adına hukuki destek alınması önerilir.
İşbu içerik, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olaylara uygulanacak kesin bir hukuki mütalaa niteliği taşımamaktadır. İş hukuku ve sosyal güvenlik mevzuatı; kazanın oluş şekline, tarafların kusur oranlarına ve güncel yargı içtihatlarına göre değişkenlik gösterebilir. Hak kaybına uğramamak ve yasal süreleri kaçırmamak adına hukuki destek alınması önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.