Kartal Avukat
Bir taşınmazın üzerinde birden fazla kişinin, belirli paylar oranında hak sahibi olması durumuna hukuk literatüründe Paylı Mülkiyet (Müşterek Mülkiyet) denir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde düzenlenen bu mülkiyet yapısında, her paydaşın taşınmazdan elde edilen semereler (kira geliri gibi) üzerinde payı oranında hak sahipliği mevcuttur. Ancak gayrimenkul değerlerinin ve kira rayiçlerinin hızla yükseldiği 2026 yılı ekonomik ikliminde, gelirin adil paylaşılmaması veya taşınmazın kullanımı konusundaki uyuşmazlıklar, paydaşları yargısal çözüm yollarına sevk etmektedir.
Paylı mülkiyette paydaşlar, aksi kararlaştırılmadıkça veya yönetim planında farklı bir hüküm bulunmadıkça, taşınmazın yönetiminden ve kira gelirinden payları oranında yararlanırlar.
Pay Oranına Göre Hak Sahipliği: örneğin, bir taşınmazda %25 hissesi olan paydaş, tahsil edilen brüt kira bedelinin dörtte birini talep etme hakkına (alacak hakkına) sahiptir.
Giderlere Katılım: Gelir paylaşıldığı gibi, taşınmazın emlak vergisi, zorunlu onarım giderleri ve sigorta primleri de paydaşlar arasında payları oranında paylaştırılır.
Tahsilat Yetkisi: Paydaşlardan biri tüm kirayı tahsil ediyorsa, diğer paydaşlara karşı "Vekaletsiz İş Görme" veya "Sebepsiz Zenginleşme" hükümlerine göre sorumlu hale gelir.
Ortaklar arasında kira bedelinin ödenmemesi veya eksik yatırılması durumunda hukuki koruma mekanizmaları devreye girer.
Kira gelirini tek başına tahsil eden paydaşa karşı ikame edilen bu dava ile geçmişe dönük alacaklar talep edilir. Mahkeme, banka kayıtlarını ve kira kontratlarını inceleyerek, haksız tahsil edilen tutarın davacı paydaşa iadesine karar verir. Bu aşamada Sebepsiz Zenginleşme zamanaşımı süreleri (öğrenmeden itibaren 2 yıl, her halde 10 yıl) dikkate alınmalıdır.
Eğer taşınmaz kiraya verilmemişse ancak paydaşlardan biri taşınmazı tek başına kullanıyor ve diğerlerinin kullanımını engelliyorsa (İntifadan Men), diğer paydaşlar emsal kira bedeli üzerinden kendi paylarına düşen tazminatı (Ecrimisil) talep edebilirler.
Anlaşmazlıkların süreklilik arz etmesi veya paydaşların artık bir arada mülkiyet ilişkisini sürdürmek istememesi durumunda en kesin çözüm yolu Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) davasıdır.
Dava Şartı Arabuluculuk: 7445 sayılı Kanun uyarınca, ortaklığın giderilmesi davaları açılmadan önce Arabuluculuğa başvurulması bir dava şartıdır. Taraflar arabuluculuk masasında taşınmazın satışı veya paylaşımı konusunda uzlaşamazlarsa dava açılabilir.
Satış Yoluyla Paylaşım: Eğer taşınmazın aynen taksimi (fiziken bölünmesi) mümkün değilse, taşınmaz mahkeme aracılığıyla açık artırma usulüyle satılır. Satıştan elde edilen bedel, yargılama giderleri düşüldükten sonra paydaşlara tapudaki payları oranında paylaştırılır.
Görevli Mahkeme: Bu uyuşmazlıklarda görevli mahkeme taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesidir.
İstanbul’un Anadolu Yakası (Kartal, Maltepe, Pendik, Tuzla vb.) gibi gayrimenkul hareketliliğinin yüksek olduğu bölgelerdeki uyuşmazlıkların çözüm merkezi İstanbul Anadolu Adliyesi’dir.
Bilirkişi İncelemesi: Mahkemeler, kira geliri uyuşmazlıklarında bölgedeki emsal kira rayiçlerini belirlemek üzere gayrimenkul değerleme uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetleri görevlendirir.
Tapu Kayıtlarının Esas Alınması: Kira geliri paylaşımında mahkeme, harici (sözlü) anlaşmalardan ziyade resmi tapu sicilindeki pay oranlarını ve banka dekontlarını "kesin delil" olarak kabul etme eğilimindedir.
Soru: "Paydaşlardan biri kirayı tek başına alabilir mi?" Cevap: Teknik olarak alabilir ancak diğer paydaşların rızası yoksa, aldığı miktarın onların payına düşen kısmını iade etmekle yükümlüdür. Aksi halde sebepsiz zenginleşmiş sayılır.
Soru: "Ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazı ben satın alabilir miyim?" Cevap: Evet. İhale tüm halka açık yapılabileceği gibi, tüm paydaşların rızası varsa sadece paydaşlar arasında da yapılabilir. Paydaşlar ihaleye girerek en yüksek bedeli verip taşınmazın tamamına sahip olabilirler.
Soru: "Kira geliri davasında geriye dönük kaç yıllık alacak istenebilir?" Cevap: Kira geliri alacakları, niteliği gereği dönemsel edimler olduğundan genellikle 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Hisseli taşınmazlarda kira geliri yönetimi, paydaşlar arasındaki dürüstlük kuralı ve mülkiyet haklarının korunması ilkesine dayanır. 2026 yılı hukuk sisteminde, mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk aşamasının etkin kullanılması, tarafların yüksek yargılama giderlerinden kurtulmasını ve sürecin aylar içinde sonuçlanmasını sağlamaktadır. Hak kaybına uğramamak, kira bedelinin doğru tespiti ve özellikle İzale-i Şuyu sürecinde taşınmazın gerçek değerinde satılması adına bir hukukçu rehberliğinde süreç yönetimi yapılması tavsiye edilir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 7445 sayılı Kanun çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa teşkil etmez. Müşterek mülkiyet uyuşmazlıkları; tapu kayıtlarına, yönetim planına ve somut delil durumuna göre her vakada yargı makamlarınca özel olarak takdir edilir. Hak kaybı yaşanmaması için bir avukat ile çalışılması tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.