Kartal Avukat
Ticari hayatta ortaklık ilişkileri, çoğu zaman karşılıklı güven ve vizyon birlikteliği üzerine inşa edilir. İşletmenin kuruluş aşamasında veya operasyonel süreçlerde ortaklar, bürokratik yükü azaltmak ve hızlı karar alabilmek amacıyla birçok konuda yazılı bir sözleşme akdetmek yerine sözlü anlaşmalar yoluyla mutabakata varabilmektedir. Ancak, ticaretin doğası gereği değişen koşullar ve menfaat çatışmaları, bu sözlü mutabakatların "hatırlanma" biçiminde farklılıklara yol açarak ciddi uyuşmazlıklara zemin hazırlar. Ticaret Hukuku ve Borçlar Hukuku prensipleri çerçevesinde, sözlü bir anlaşmanın varlığını iddia etmek ile bu anlaşmayı mahkeme huzurunda ispat etmek arasındaki teknik fark, davanın kaderini belirleyen en temel unsurdur.
Türk Borçlar Kanunu m. 12 uyarınca, sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Bu durum hukukumuzda "şekil serbestisi" ilkesi olarak adlandırılır. Dolayısıyla, iki veya daha fazla ortağın bir konu üzerinde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanında bulunmasıyla sözleşme kurulmuş sayılır.
Ancak bu özgürlük mutlak değildir. Kanun koyucu, bazı işlemlerin ciddiyetini ve ispat güvenliğini korumak amacıyla "yazılı şekil" veya "resmi şekil" (noter huzurunda) zorunluluğu getirmiştir.
Yazılı Şekil Şartına Tabi Olan ve Sözlü Yapılamayan İşlemler:
Taşınmaz Satış Vaadi ve Devri: Mutlaka resmi şekilde (tapu dairesi veya noter) yapılmalıdır.
Limited Şirket Pay Devri: Noter onaylı yazılı sözleşme ve genel kurul onayı önem arz etmektedir.
Rekabet Yasağı Sözleşmeleri: Yazılı olarak yapılmadıkça geçersizdir.
Şirket Esas Sözleşme Değişiklikleri: Yazılı şekil ve ticaret sicili tescili zorunludur.
Bir uyuşmazlık yargıya taşındığında, mahkeme öncelikle anlaşmanın "geçerliliğini" değil, "varlığını" sorgular. Burada Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri devreye girer.
Hukukumuzda, bir hakkın doğumu, düşürülmesi veya devri gibi konularda yapılacak hukuki işlemlerin, belirli bir parasal sınırı (2026 yılı itibarıyla güncellenen parasal limitleri) aşması durumunda, bu işlemlerin ancak kesin delil (senet/yazılı belge) ile ispatlanması zorunludur. Bu sınırın üzerindeki bir ortaklık alacağını veya sözlü taahhüdü sadece "tanık beyanı" ile ispat etmek kural olarak mümkün değildir.
Eğer ortaklar arasında tam bir sözleşme metni yoksa ancak sözlü anlaşmanın varlığını kuvvetle muhtemel kılan bir belge (örn: E-posta yazışması, banka dekontundaki açıklama, WhatsApp mesajları) varsa, bu durum yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilir. Yazılı delil başlangıcının varlığı halinde, mahkeme tanık dinlenmesine izin verebilir ve sözlü anlaşma bu sayede ispatlanabilir.
Sözlü mutabakatlar, genellikle işletmenin "gizli" veya "ikincil" anlaşmalarında karşımıza çıkar:
Kar Payı Dağıtım Oranları: Şirket kayıtlarında farklı, sözlü olarak farklı belirlenen paylaşım oranları.
Sermaye Koyma Borcu: Nakit dışındaki (emek, ticari itibar) katkıların sözlü taahhüt edilmesi.
Görev ve Yetki Dağılımı: Yönetim yetkisinin sözlü olarak paylaştırılması ancak resmi kayıtlarda tek imza yetkisinin bulunması.
Bu tür durumlarda, basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü (TTK m. 18/2) uyarınca, ortakların önemli ticari sonuçlar doğuran anlaşmaları yazılı hale getirmemesi, mahkemelerce "hukuki ihmal" olarak değerlendirilebilmektedir.
Sözlü anlaşmaya dayalı bir uyuşmazlıkta izlenmesi gereken usul basamakları şunlardır:
Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat taleplerinde dava açmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması bir dava şartıdır. Ortaklar arasındaki sözlü alacak iddiaları öncelikle bu masada görüşülür. Uzlaşı sağlanamazsa mahkeme yolu açılır.
Uyuşmazlık çözülemezse, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Davacı taraf, sözlü anlaşmanın içeriğini ve bu anlaşmaya aykırı davranılması nedeniyle uğradığı zararı ispatlamakla yükümlüdür.
Ticari Defterlerin İncelenmesi: Mahkeme, tarafların ticari defterlerini (HMK m. 222) inceleyerek sözlü iddia edilen ödemelerin veya borçların kayıtlara yansıyıp yansımadığını denetler.
İlliyet Bağının Kurulması: Zarar ile sözlü vaadin yerine getirilmemesi arasındaki neden-sonuç ilişkisi teknik olarak raporlanmalıdır.
Sözlü bir anlaşmanın varlığını kanıtlamak için başvurulabilecek yan deliller şunlardır:
Dekont Açıklamaları: Para transferleri sırasında girilen "ortaklık payı ödemesi", "kar payı avansı" gibi ibareler.
Yazılı Yazışmalar: İşin esasına dair mutabakat içeren dijital kayıtlar.
Zımni Kabul: Tarafların uzun süre boyunca sözlü anlaşmaya uygun hareket etmiş olmaları (örn: Maaş ödemelerinin veya kar dağıtımlarının yıllarca o sözlü orana göre yapılması).
WhatsApp mesajları sözlü anlaşmayı ispat etmek için yeterli midir? Tek başına kesin delil teşkil etmese de, HMK m. 202 kapsamında "yazılı delil başlangıcı" sayılırlar. Bu mesajlar, tanık dinlenmesinin yolunu açar ve davanın kazanılmasında kritik rol oynar.
Sözlü anlaşma ile şirket hissesi devredilebilir mi? Hayır. Şirket hissesinin (payının) devri, şirket türüne göre (Ltd. için noter onayı, A.Ş. için ciro/teslim ve pay defteri kaydı) sıkı şekil şartlarına tabidir. Sözlü devir beyanları hukuk aleminde sonuç doğurmaz.
İki ortak arasında tanık dinlenmesi hangi durumlarda mümkündür? İşlem tutarı kanuni ispat sınırının altındaysa veya yazılı delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir. Ayrıca "manevi imkansızlık" (çok yakın akrabalık vb.) durumlarında da tanık dinlenmesine cevaz verilebilir.
Dava açma süresi nedir? Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat ve alacak davalarında genel zamanaşımı süresi 10 yıldır.
Ortaklar arasındaki sözlü anlaşmalar, "Sözleşme özgürlüğü" prensibi gereği geçerli olsa da, ispat aşamasında "Yazılı Belge (Senet) ile İspat Zorunluluğu" duvarına çarpmaktadır. Ticari hayatın hızı içinde ihmal edilen yazılı protokoller, uyuşmazlık anında haklı olan tarafın iddiasını kanıtlayamamasına neden olabilmektedir.
Protokol Kültürü: Sözlü varılan her mutabakatın ardından, bu hususları içeren basit bir "Mutabakat Zaptı" veya "Protokol" imzalanması, ileride doğabilecek milyonlarca liralık zararı önleyebilir.
Dijital İz Bırakma: Sözlü görüşmelerin ardından alınan kararların e-posta yoluyla "görüştüğümüz üzere şu konuda anlaştık" şeklinde teyit edilmesi, yazılı delil başlangıcı oluşturmak adına stratejiktir.
Hukuki Destek: Sözlü taahhütlerin ispatı ve hak düşürücü sürelerin yönetimi gibi teknik konularda, uyuşmazlık derinleşmeden bir hukukçudan hukuki destek alınması önemle tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: İşbu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her ortaklık uyuşmazlığı; tarafların statüsü, işlemin miktarı, mevcut yan deliller ve şirket esas sözleşmesi hükümleri doğrultusunda farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamak ve sürecin yasal prosedürlere uygun yürütülmesini sağlamak adına bu alanda çalışan bir hukukçudan hukuki destek alınması önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.