Kartal Avukat
Sosyal güvenlik hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır. Türkiye'de bu hakların yürütücüsü olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sigortalılar, hak sahipleri veya işverenler arasında zaman zaman uyuşmazlıklar çıkabilmektedir. Emeklilik aylığının bağlanmaması, hizmet sürelerinin eksik bildirilmesi veya iş kazası tahkikatları gibi konularda yaşanan bu ihtilafların çözümü, Sosyal Güvenlik Hukuku kapsamında belirlenen özel dava şartlarına ve yargılama usullerine tabidir.
Kurum ile şahıslar arasındaki uyuşmazlıklar genellikle SGK'nın tesis ettiği bir "idari işlem" veya "tespit" üzerinden doğar:
Hizmet Tespiti ve Prim Esas Kazanç: çalışılan sürelerin sigortaya bildirilmemesi veya maaşın gerçek tutardan daha düşük gösterilmesi.
Emeklilik ve Tahsis Talepleri: Yaşlılık, malullük veya ölüm aylığı başvurularının reddedilmesi veya aylık bağlama oranındaki hatalar.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı: Meydana gelen kazanın "iş kazası" olarak tescil edilmemesi veya iş göremezlik oranına (maluliyet) yapılan itirazlar.
Yersiz ödemelerin Geri Alınması: Kurumun hatalı ödeme yaptığı gerekçesiyle çıkardığı borç tahakkukları.
İdari Para Cezaları: İşverenlere yönelik uygulanan mevzuata aykırılık cezaları.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, SGK'ya karşı dava açmadan önce belirli bir usulün takip edilmesi dava şartıdır.
SGK’ya karşı dava açılabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümü amacıyla Kuruma yazılı olarak başvurulması gerekir. Bu başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde, mahkeme davayı usulden reddedebilir.
Zımni Red Süresi: Kurum, kendisine yapılan başvuruya 60 gün içinde cevap vermelidir. Eğer bu süre içinde cevap verilmezse, talep reddedilmiş sayılır (zımni red) ve dava açma süresi başlar.
Sigortasız çalıştırılan sürelerin tespiti amacıyla açılan Hizmet Tespiti Davaları'nda, Kuruma başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu davalar doğrudan işveren ve fer'i müdahil olarak SGK'ya karşı açılabilir.
SGK'ya karşı açılacak davalarda mahkemenin doğru seçilmesi, sürecin hızı açısından kritiktir.
Görevli Mahkeme: 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda genel görevli mahkeme İş Mahkemesi'dir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri, İş Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetkili Mahkeme: Dava, davalı Kurum şubesinin bulunduğu yer veya sigortalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.
Sosyal güvenlik davaları, kamu düzenini ilgilendirdiği için mahkemelerce re'sen (kendiliğinden) araştırma ilkesi uygulanır.
Hizmet Cetvelleri ve özlük Dosyası: Sigortalının tüm çalışma geçmişini gösteren kayıtlar Kurumdan ve işverenden celbedilir.
Bilirkişi İncelemesi: Emeklilik hesaplamaları, maluliyet oranları veya prim borçları konusunda teknik bilirkişilerden teknik rapor alınır.
Tanık Beyanları: özellikle sigortasız çalışma iddialarında, aynı dönemde o işyerinde çalışmış bordrolu komşu işyeri tanıkları dinlenir.
Adli Tıp Kurumu Raporu: Sağlık durumuna ilişkin uyuşmazlıklarda (malullük, iş kazası kaybı) en üst merci olarak Adli Tıp Kurumu'ndan rapor istenir.
Yerel mahkemenin kararı sonrası tarafların kararı Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf) taşıma hakkı vardır. Karar kesinleştiğinde, SGK mahkeme ilamının gereğini yerine getirmekle (maaş bağlamak, hizmet tespiti yapmak vb.) yükümlüdür.
SGK davaları ne kadar sürer? Davanın türüne, delillerin toplanma hızına ve bilirkişi raporu süreçlerine bağlı olarak genellikle 1,5 ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır.
Geriye dönük sigorta tespiti için bir zaman sınırı var mı? Hizmet tespiti davalarında, işten ayrılınan yılın sonundan başlayarak 5 yıllık bir hak düşürücü süre mevcuttur. Bu süre geçtikten sonra dava açma hakkı kural olarak ortadan kalkar.
SGK'ya karşı açılan davada harç ödenir mi? İş mahkemelerinde açılan davalarda harçlar, davanın türüne göre belirlenir. Ancak hizmet tespiti davaları gibi bazı türlerde yargılama giderleri konusunda işçi lehine düzenlemeler bulunmaktadır.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı açılacak davalar ve hukuki süreçler hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sosyal güvenlik hukuku; oldukça karmaşık teknik hesaplamalar, zorunlu başvuru süreleri ve sıkı hak düşürücü süreler içeren bir alandır. Yanlış bir başvuru usulü veya eksik talep, emeklilik gibi hayati hakların kaybına yol açabilir. Bu nedenle sürecin bir hukukçu rehberliğinde yürütülmesi ve profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.