Kartal Avukat
Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet devrinin sürekliliği, finansal akışın öngörülebilirliğine ve alacakların hukuki güvence altına alınmasına bağlıdır. Ancak hukuk sistemimizde "hukuki güvenlik" ve "işlem serbestisi" ilkeleri gereği, alacak hakkı sonsuza kadar dava edilebilir bir nitelik taşımaz. Alacaklının, yasada öngörülen süreler içinde hakkını talep etmemesi durumunda ortaya çıkan zamanaşımı, borcun özünü ortadan kaldırmasa da onun devlet gücüyle tahsil edilmesini imkansız hale getiren hukuki bir engel teşkil eder. Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde şekillenen bu sürelerin takibi, şirketlerin malvarlığını koruması ve basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün yerine getirilmesi açısından hayati önemdedir.
Zamanaşımı, alacaklıya tanınan yasal sürenin geçmesiyle borçlunun borcu ödemekten kaçınma hakkını (def'i) kazandığı bir müessesedir. önemle belirtilmelidir ki; zamanaşımı bir "hak düşürücü süre" değildir. Hak düşürücü sürelerde hak tamamen sona ererken, zamanaşımında borç bir "Eksik Borç" haline dönüşür.
Zamanaşımı Def'i: Borçlu, mahkemede veya icra takibinde zamanaşımı süresinin dolduğunu açıkça ileri sürmelidir. Hakim, zamanaşımını kendiliğinden (re'sen) dikkate alamaz.
Gönüllü ödeme: Zamanaşımına uğramış bir borç için yapılan ödemeler geçerlidir ve "borcum zamanaşımına uğramış, geri verin" denilerek sebepsiz zenginleşme davasına konu edilemez.
Hukukumuzda borcun niteliğine ve kaynağına göre iki ana zamanaşımı periyodu belirlenmiştir.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Tacirler arasındaki genel mal ve hizmet satışları, sözleşmeye dayalı alacaklar ve özel bir süre öngörülmemiş tüm ticari borçlar bu kapsamda değerlendirilir.
Daha dinamik olan ve hızlı tasfiyesi gereken belirli alacak kalemleri için süre 5 yıl olarak belirlenmiştir:
Kira Alacakları: Kira bedeli ve buna bağlı dönemsel edimler.
Perakende Satışlar: Gıda, giyim ve gündelik ihtiyaçların satımından doğan alacaklar.
Hizmet Sözleşmeleri: İşçi ve işveren arasındaki belirli alacak kalemleri.
Vekalet ve Komisyon: Avukatlık, danışmanlık veya komisyonculuk sözleşmesinden doğan ücret alacakları.
Eser Sözleşmeleri: Yüklenicinin ağır kusuru hariç olmak üzere, inşaat ve imalat gibi eser sözleşmelerinden doğan alacaklar.
Ticari hayatta ödeme aracı olarak kullanılan çek, bono ve poliçeler, Türk Ticaret Kanunu'nun özel hükümlerine tabidir.
Bonolarda (Emre Muharrer Senet): Vade tarihinden itibaren 3 yıldır (TTK m. 749).
çeklerde: İbraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıldır (TTK m. 814).
Taşıma İşleri: Taşıma sözleşmelerinden doğan her türlü alacak genellikle 1 yıllık kısa zamanaşımı süresine tabidir.
Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel (istenebilir/ödeme zamanı gelmiş) olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Vade Belirtilmişse: Vade gününün dolmasıyla süre başlar.
Vade Belirtilmemişse: Alacaklı tarafından gönderilen ihtarname ile borçlunun mütemerrit (gecikmiş) hale getirildiği tarihten itibaren süreç işler.
Dönemsel Edimlerde: Her bir taksit veya her bir kira bedeli için zamanaşımı süresi kendi ödeme tarihinde ayrı ayrı işlemeye başlar.
Sürenin hesaplanmasında "durma" ve "kesilme" kavramları karıştırılmamalıdır; zira sonuçları tamamen farklıdır.
Zamanaşımını durduran bir sebebin varlığı halinde, süre olduğu yerde donar. Sebep ortadan kalktığında kaldığı yerden devam eder.
örnek: Alacaklı ve borçlu arasında devam eden müzakereler veya arabuluculuk süreci (kanunla belirlenen hallerde) süreyi durdurabilir.
Kesilme durumunda süre sıfırlanır ve baştan başlar. Şu hallerde zamanaşımı kesilir:
Borçlunun İkrarı: Borçlunun borcu kabul etmesi, faiz ödemesi veya kısmi ödeme yapması.
Alacaklının Girişimi: Alacaklının dava açması, icra takibi başlatması veya iflas masasına başvurması.
İhtarname göndermek zamanaşımını keser mi? Hayır. Noter kanalıyla çekilen ihtarname borçluyu temerrüde düşürür ve faizi başlatır; ancak zamanaşımını kesmez. Zamanaşımını kesmek için icra takibi başlatılması veya dava açılması önem arz etmektedir.
Zamanaşımı dolmuş bir borç için icra takibi başlatılabilir mi? Evet. İcra müdürü borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını denetleyemez. Borçlu, ödeme emrine karşı yasal süresi içinde (genellikle 7 gün) zamanaşımı itirazında bulunmalıdır.
Sözleşme ile zamanaşımı süresi uzatılabilir mi? Hayır. TBK m. 148 uyarınca, kanunda belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşme ile değiştirilemez veya önceden feragat edilemez.
Arabuluculuk süreci zaman aşımını etkiler mi? Evet. Dava şartı olan arabuluculuk sürecinde, başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur.
Ticari alacakların tahsili, sadece finansal bir süreç değil, aynı zamanda titiz bir süre yönetimidir. Hak kayıplarının önlenmesi için işletmelerin şu hususlara dikkat etmesi önerilir:
Düzenli Takip: Alacak yaşlandırma raporları ile vade tarihleri ve 10/5 yıllık süreler düzenli kontrol edilmelidir.
Tevsik: Borçlunun borcu ikrar ettiği (kabul ettiği) her türlü belge, e-posta ve ödeme dekontu "kesilme" sebebi olarak arşivlenmelidir.
Zamanında Müdahale: Süre dolmadan önce icra takibi veya dava yoluyla hukuki süreç başlatılmalıdır.
Hukuki Destek: Alacağın hukuki niteliğinin tespiti, zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı ve karmaşık süre hesaplamaları aşamalarında bir hukukçudan hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önemle tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: İşbu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her ticari dosya; borcun kaynağı, tarafların statüsü ve delil durumuna göre farklı zamanaşımı kurallarına tabi olabilir. Hak kaybına uğramamak ve sürecin yasal kurallara uygun yürütülmesini sağlamak adına bir hukukçudan hukuki destek alınması önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.