Kartal Avukat
Geleneksel aile hukuku uygulamalarında velayet genellikle tek bir ebeveyne tevdi edilirken; güncel toplumsal dinamikler ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (AİHS Ek 7. Protokol), hukuk sistemimize "Ortak Velayet" kavramını kazandırmıştır.
Ortak velayet; boşanmış ebeveynlerin, müşterek çocuklarının bakımı, eğitimi, sağlığı ve geleceğiyle ilgili kararlarda eşit söz hakkına ve hukuki sorumluluğa sahip olmasıdır. Ancak bu modelin uygulanabilirliği, çocuğun yaşam standartlarının korunması adına belirli hassas şartlara tabidir.
Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) "ortak velayet" başlığıyla müstakil bir madde bulunmasa da, uluslararası normlar ve Yargıtay içtihatları ile bu kurumun uygulama esasları belirlenmiştir. Mahkemece ortak velayete hükmedilebilmesi için şu üç temel kriterin bir arada bulunması aranır:
Gönüllülük ve Ortak Talep: Her iki ebeveynin de ortak velayeti hür iradeleriyle, birlikte talep etmesi gerekir. Taraflardan birinin itirazı halinde mahkemece resen ortak velayet tesisi yoluna gidilmemektedir.
İletişim Kurabilme Yetisi: Mahkeme; ebeveynler arasında çocuk odaklı sağlıklı bir iletişim kanalı olup olmadığını, çatışma düzeyini ve bu sorumluluğun uyum içerisinde sürdürülüp sürdürülemeyeceğini analiz eder.
çocuğun üstün Yararı: Kararın temel dayanağıdır. Ortak velayetin çocuğun psikososyal gelişimini olumsuz etkilemeyeceği, eğitim ve barınma düzeninde karmaşaya yol açmayacağı Sosyal İnceleme Raporu (SİR) ile teyit edilmelidir.
Anlaşmalı Boşanma: Bu sistemin en sağlıklı işletildiği alandır. Hazırlanan boşanma protokolünde velayetin ortak kullanılacağı belirtilirken; çocuğun fiilen hangi ebeveynle hangi günlerde kalacağı (kişisel ilişki takvimi) tereddüde yer bırakmayacak şekilde netleştirilmelidir.
çekişmeli Boşanma: Tarafların boşanmanın mali sonuçlarında (tazminat, mal paylaşımı) uzlaşamamış olması, ortak velayete engel teşkil etmez. çocuk yönetimi konusunda ortak bir irade beyan edilmesi durumunda mahkeme bu talebi değerlendirebilir.
Ortak velayetin tesis edilmesi, iştirak nafakası yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. çocuğun barınma, eğitim ve sağlık gibi temel giderleri kural olarak ebeveynler tarafından ortak karşılanır. Ancak:
Tarafların ekonomik güçleri arasında belirgin bir fark varsa,
çocuk fiilen bir ebeveynin yanında daha uzun süre konaklıyorsa, Hakkaniyet ilkesi gereği, geliri daha yüksek olan tarafın diğer tarafa İştirak Nafakası ödemesine hükmedilebilir.
Tek taraflı velayette, velayet sahibi ebeveyn çocuğun pasaport işlemlerini ve yurt dışı seyahatlerini tek başına yönetebilirken; ortak velayette durum farklıdır. çocuğun yerleşim yeri değişikliği, pasaport alımı veya yurt dışına çıkışı için her iki ebeveynin de onayı (muvafakati) zorunludur. Bu kural, çocuğun bir ebeveyn tarafından rıza dışı başka bir ülkeye götürülmesini önleyen yasal bir bariyer niteliğindedir.
Mahkeme zorla ortak velayete karar verebilir mi? Hayır. Ortak velayetin temeli ebeveynlerin bu sorumluluğu paylaşma iradesidir. Ebeveynlerden birinin tek taraflı velayet talebi varsa veya taraflar arasında yüksek düzeyde husumet mevcutsa, "çocuğun üstün yararı" gereği velayet taraflardan birine bırakılır.
Ortak velayet kararı sonradan iptal edilebilir mi? Evet. Karar verildikten sonra ebeveynlerin iş birliği yapmaması, çocuğun eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının aksaması veya taraflardan birinin yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda; "Velayetin Değiştirilmesi Davası" ile velayetin tek tarafa verilmesi talep edilebilir.
Resmi işlemlerde çocuğun adresi neresi görünür? Eğitim kayıtları ve resmi bildirimlerde karışıklık yaşanmaması adına, mahkeme kararında veya protokolde çocuğun "Yerleşim Yeri Adresi" ebeveynlerden birinin konutu olarak açıkça belirtilir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu internet sitesinde paylaşılan içerikler, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay, kendi içinde özel şartlar barındırır ve yasal sürelerin takibi hak kaybına uğramamanız açısından kritiktir. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişiklik gösterebilir. Haklarınızı doğru şekilde savunmak ve süreçleri etkin yönetmek adına bir avukattan hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Ortak velayet kararı, hukuki sürecin başlangıcını temsil eder; bu sistemin sürdürülebilirliği ise hazırlanan protokolün niteliğine bağlıdır. Standart ve genel geçer ifadeler içeren metinler, uygulama aşamasında taraflar arasında belirsizliklere yol açabilir. Bu nedenle protokolün; ailenin sosyal yapısına ve çocuğun rutinlerine uygun, ayrıntılı bir yapıda olması esastır.
İkamet ve Konaklama Düzeni: çocuğun haftalık ve aylık bazda hangi günlerde hangi ebeveynle kalacağı (örn: Hafta içi-hafta sonu dağılımı veya dönüşümlü sistem) net bir takvime bağlanmalıdır.
Mali Sorumlulukların Paylaşımı: Eğitim giderleri, okul taksitleri, özel kurslar ve sağlık harcamaları gibi periyodik ödemelerin hangi oranda ve ne şekilde karşılanacağı tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır.
Tatil ve özel Gün Planlaması: Bayramlar, resmi tatiller, doğum günleri ve yaz tatillerinin paylaşımı, ileride oluşabilecek uyuşmazlıkları önlemek adına önceden belirlenmelidir.
Tek taraflı velayet rejiminde, velayet hakkına sahip olan ebeveyn çocuğun eğitim ve sağlık süreçlerinde tek başına karar alma yetkisine sahipken; ortak velayette bu yetki "eşgüdümlü" kullanılır.
Eğitim Tercihleri: çocuğun hangi okula kayıt olacağı veya eğitim kademesi değişiklikleri her iki ebeveynin de ortak onayını gerektirir. Taraflar arasında bu konuda bir uzlaşmazlık çıkması (örn: özel okul - devlet okulu ayrımı) durumunda, mahkemenin müdahalesi veya protokoldeki çözüm maddelerinin işletilmesi gerekebilir.
Sağlık ve Tıbbi Müdahaleler: Acil durumlar dışındaki ameliyatlar, tedaviler ve psikolojik destek süreçlerinde müşterek rıza aranır.
Soyadı ve Kimlik Hakları: Anayasa Mahkemesi'nin güncel yaklaşımları ışığında, çocuğun soyadı ve benzeri kişisel hakları üzerindeki tasarruflar da ortak velayetin hassas alanlarını oluşturur. Bu tip potansiyel kriz noktalarının çözüm yollarının protokolde baştan tasarlanması, yargılama sürecinin selahiyeti açısından kritik önem taşır.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.