Kartal Avukat
Modern hukuk sistemlerinde uyuşmazlıkların sadece mahkeme kürsülerinde değil, tarafların ortak iradesiyle çözülmesi esası giderek güçlenmektedir. Bu kapsamda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile düzenlenen arabuluculuk, tarafların bir arabulucu eşliğinde müzakere ederek uyuşmazlığı barışçıl yollarla sonuçlandırdığı bir alternatif çözüm yöntemidir. Arabuluculuk; gizlilik, iradilik ve usul ekonomisi ilkeleri üzerine kurgulanmış olup, 2026 yılı itibarıyla Türk yargı sisteminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. özellikle Kartal ve İstanbul Anadolu Yakası gibi ticari ve sosyal sirkülasyonun yoğun olduğu bölgelerde, İstanbul Anadolu Adliyesi nezdindeki dava yükünü hafifleten bu süreç, taraflara mülkiyet ve hak arama hürriyeti kapsamında stratejik bir yol haritası sunar.
Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri, yani kamu düzenini doğrudan ilgilendirmeyen ve cebri icraya elverişli olan tüm özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanabilir.
Kanun koyucu, belirli uyuşmazlık türlerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı bir "yasal ön şart" olarak belirlemiştir. 2026 yılı güncel mevzuatı uyarınca şu alanlarda arabuluculuk zorunludur:
İş Hukuku: Kıdem, ihbar tazminatı ve ücret alacakları.
Ticaret Hukuku: Ticari işletmeler arası alacak ve tazminat talepleri.
Tüketici Hukuku: Belirli parasal sınırın üzerindeki tüketici uyuşmazlıkları.
Kira ve Komşuluk Hukuku: Kira bedeli tespiti, tahliye, kat mülkiyeti ve komşuluk haklarından doğan ihtilaflar.
Ortaklığın Giderilmesi: Taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış veya taksim yoluyla sonlandırılması (İzale-i Şuyu).
Zorunlu kapsamda olmayan ancak tarafların kendi isteğiyle mahkeme dışında çözüm aradığı uyuşmazlıklardır. özellikle aile hukuku kapsamındaki mal paylaşımı süreçlerinde sıklıkla tercih edilmektedir.
Arabuluculuk süreci, tarafların eşitliği ve gizlilik ilkesi (HUAK m. 4) çerçevesinde beş temel aşamadan oluşur:
Dava şartı olan hallerde, arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru sonrası sistem tarafından otomatik bir görevlendirme yapılır. İhtiyari durumlarda ise taraflar Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı siciline kayıtlı bir arabulucu üzerinde mutabık kalabilirler.
Arabulucu, tarafları uyuşmazlık hakkında bilgilendirir ve ilk oturuma davet eder. Bu aşamada tarafların tevsik edici belgelerini (sözleşme, fatura, dekont vb.) hazırlaması müzakerelerin verimliliği açısından kritiktir.
Taraflar, arabulucunun tarafsız rehberliğinde sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirirler. Arabulucu, bir hakim gibi karar vermez; tarafların birbirlerini anlamalarını sağlayarak dürüstlük kuralı çerçevesinde ortak bir paydada buluşmalarına yardımcı olur.
Süreç anlaşma veya anlaşamama ile sonuçlanır. Her iki durumda da sürecin bittiğini gösteren bir "Son Tutanak" düzenlenir.
Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşmaya varması durumunda düzenlenen "Anlaşma Belgesi", alelade bir sözleşme değildir.
İlam Niteliğinde Belge: Taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanan tutanak, mahkeme kararı (ilam) ile aynı hukuki güce sahiptir.
İcra Edilebilirlik Şerhi: Eğer görüşmeye avukatlar katılmamışsa, sulh hukuk mahkemesinden alınacak bir "İcra Edilebilirlik Şerhi" ile bu belge doğrudan cebri icra (haciz vb.) işlemlerine konu edilebilir.
Dava Engelleyici Etki: üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflar bir daha dava açamazlar.
Arabuluculukta avukat bulunması zorunlu olmamakla birlikte, hukuki destek almak sürecin güvenliği açısından kritik önem taşır.
Risk Analizi: Görüşme öncesinde yasal hakların ve olası mahkeme sonuçlarının analiz edilmesi.
Protokol Hazırlığı: Varılan mutabakatın teknik olarak kusursuz ve icra edilebilir bir metne dönüştürülmesi.
Hak Kayıplarının önlenmesi: özellikle zamanaşımı ve hak düşürücü süreler konusunda usul hatalarının engellenmesi.
Arabuluculuk görüşmeleri mahkemede delil olur mu? Hayır. HUAK madde 5 uyarınca; arabuluculuk görüşmelerinde dile getirilen öneriler, ikrarlar veya kabul edilen vakıalar, daha sonra açılacak bir davada delil olarak kullanılamaz ve tanıklığa konu edilemez.
Arabuluculuk süreci ne kadar sürer? Uyuşmazlığın türüne göre değişmekle birlikte, iş hukukunda 3+1 hafta, ticari uyuşmazlıklarda ise 6+2 haftalık yasal süreler mevcuttur. çoğu uyuşmazlık tek oturumda sonuçlanmaktadır.
Karşı taraf arabuluculuk davetine gelmezse ne olur? Dava şartı olan hallerde, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk oturuma katılmayan taraf, ileride davayı kazansa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur.
Arabuluculuk, 2026 yılı Türkiye'sinde uyuşmazlık çözümünün en hızlı, ekonomik ve gizli yöntemidir. Tarafların kendi kararlarını kendilerinin verdiği bu sistem, sosyal barışın korunmasına ve usul ekonomisine hizmet eder. Hak kaybına uğramamak, özellikle taşınmaz ve ticari alacak uyuşmazlıklarında süreci doğru yönetmek adına süreç boyunca hukuki destek alınması önemle tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: İşbu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her uyuşmazlık dosyası; tarafların sıfatı, borcun kaynağı ve güncel mevzuat hükümleri doğrultusunda farklı yasal prosedürlere tabi olabilir. Hak kaybına uğramamak ve sürecin yasal kurallara uygun yürütülmesini sağlamak adına hukuki destek alınması önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.