Kartal Avukat
Taşınmazların sınırlarının, yüzölçümlerinin ve üzerindeki mülkiyet haklarının devlet eliyle belirlenerek tapu siciline tescil edilmesi süreci olan kadastro, mülkiyet hakkının temelini oluşturur. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca yürütülen bu teknik işlemler sırasında yapılan hatalar, taşınmaz sahiplerinin hak kaybına uğramasına neden olabilir. 2026 yılı yargı pratiğinde, özellikle kentsel dönüşümün yoğun olduğu İstanbul Anadolu Yakası ve Kartal gibi bölgelerde, eski kadastro paftaları ile güncel teknik ölçümler arasındaki uyuşmazlıklar mülkiyet davalarının merkezinde yer almaktadır.
Kadastro işlemleri sırasında ortaya çıkan hatalar genellikle üç ana grupta toplanır:
Teknik Hatalar (Tersimat ve ölçü Hataları): Sınırların haritaya yanlış aktarılması (tersimat), yüzölçümünün yanlış hesaplanması veya köşe noktalarının hatalı belirlenmesi durumudur.
Mülkiyet Haklarına İlişkin Hatalar: Taşınmazın gerçek sahibi yerine zilyedi (kullananı) üzerine tescil edilmesi veya mirasçıların paylarının yanlış belirlenmesidir.
Sınır Uyuşmazlıkları: Komşu parsellerle olan sınırların arazi üzerindeki fiili kullanıma veya eski kayıtlara aykırı olarak çizilmesidir.
Kadastro hatalarına karşı izlenecek hukuki yol, kadastro çalışmasının hangi aşamada olduğuna göre değişir.
Kadastro tespiti yapıldıktan sonra hazırlanan tutanaklar 30 gün süreyle askıya çıkarılır. Bu süre içinde ilgili Kadastro Müdürlüğü'ne veya Komisyonu'na yazılı itirazda bulunulabilir.
Askı ilan süresi (30 gün) içinde yapılan itirazlar çözülmezse veya doğrudan dava açılmak istenirse görevli yer Kadastro Mahkemesi'dir. Bu mahkeme, kadastro çalışması bitene kadar özel yetkili ve teknik ağırlıklı bir yargılama yapar.
Eğer 30 günlük askı süresi geçmiş ve kadastro tutanakları kesinleşmişse, artık Kadastro Mahkemesi'nde dava açılamaz. Bu durumda;
Görevli Mahkeme: Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.
Dava Türü: Tapu İptali ve Tescil davasıdır.
Hak Düşürücü Süre: Kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süre geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanarak hak iddia edilemez.
Dava açmaya gerek kalmadan, sadece ölçü ve tersimat hatalarının düzeltilmesi için 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında Kadastro Müdürlüğü'ne başvurulabilir. İdare, hatayı re'sen veya talep üzerine düzeltir ve ilgililere tebliğ eder. Tebliğden itibaren 30 gün içinde Sulh Hukuk Mahkemesi'ne dava açılmadığı takdirde düzeltme kesinleşir.
Kadastro davaları, "teknik bilirkişilik" müessesesinin en yoğun kullanıldığı uyuşmazlıklardır.
Keşif ve Teknik Rapor: Mahkeme heyeti; fen bilirkişisi (harita mühendisi), yerel bilirkişi ve ziraat mühendisinden oluşan bir ekiple taşınmaz başında keşif yapar.
Hava Fotoğrafları ve Eski Kayıtlar: Bölgenin eski hava fotoğrafları, vergi kayıtları, Osmanlı tapuları (tapu-yu atik) ve varsa daha önceki haritalar bir delillerdir.
Zilyetlik İspatı: Taşınmazın kimin tarafından, ne kadar süreyle ve hangi vasıfla kullanıldığı tanık beyanları ve yerel bilirkişi anlatımlarıyla saptanır.
Kartal ve çevresindeki mahallelerde (Pendik, Maltepe, Sancaktepe vb.) yapılan kadastro güncellemeleri veya 2/B arazileri üzerindeki hak sahipliği tespitleri, İstanbul Anadolu Adliyesi Kadastro ve Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde görülmektedir.
Teknik Altyapı: İstanbul’daki kadastro uyuşmazlıklarında, Sayısal Kadastro (ITRF-96) sistemine geçiş sırasında oluşan kaymaların tespiti için modern ölçüm teknikleri ve eski paftaların çakıştırılması (aplikasyon) kritik önemdedir.
Soru: "Kadastronun üzerinden 15 yıl geçti, sınır hatasını düzeltebilir miyim?" Cevap: Hayır. Kadastrodan önceki nedenlere dayanarak (miras, eski zilyetlik vb.) açılacak davalar 10 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Ancak m. 41 kapsamında "basit ölçü ve tersimat hataları" için idari düzeltme talebinde bulunma hakkı süreye tabi değildir.
Soru: "Kadastro sırasında arazim orman olarak tescil edilmiş, ne yapmalıyım?" Cevap: Orman kadastrosuna itiraz davaları da hak düşürücü sürelere tabidir. Bu tür davalarda orman mühendisi ve fen bilirkişisi raporları davanın kaderini belirler.
Soru: "Tapudaki yüzölçümü, arazinin fiili durumundan küçük, ne dava açmalıyım?" Cevap: Eğer bu fark bir ölçü hatasından kaynaklanıyorsa m. 41 düzeltimi; eğer bir başkasının tecavüzünden kaynaklanıyorsa Tapu İptal ve Tescil davası açılmalıdır.
Kadastro davaları, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve hata kabul etmeyen teknik süreçlerdir. 2026 yılı hukuk ikliminde, dijital tapu ve kadastro verileri (MEGSİS) ile yerdeki sınırların uyumu mülk değerini doğrudan etkilemektedir. Hak kaybına uğramamak, 10 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmemek ve özellikle fen bilirkişisi raporlarındaki teknik kaymaları doğru analiz edebilmek adına bir hukukçu rehberliğinde süreç yönetimi yapılması tavsiye edilir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa teşkil etmez. Kadastro uyuşmazlıkları; taşınmazın cinsi, tespit tarihi ve bölgedeki imar durumuna göre her vakada yargı makamlarınca özel olarak takdir edilir. Hak kaybı yaşanmaması için bir avukat ile çalışılması tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.