Kartal Avukat
İlamsız icra takibi ile karşılaşan bir borçlunun, mülkiyet hakkını ve ekonomik dengesini korumak adına başvurabileceği ilk hukuki mekanizma ödeme emrine itiraz yoludur. İcra dairesi, alacaklının talebi üzerine bir mahkeme kararı aramaksızın takip başlatabildiği için, borçlunun süresi içinde yapacağı itiraz, takibi durduran temel bir savunma aracıdır. 2026 yılı itibarıyla dijitalleşen takip sisteminde, sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açan en büyük risk faktörüdür.
İcra takibine itiraz, borçlunun borçlu olmadığını veya takibin usule aykırı olduğunu icra dairesine bildirmesidir.
Borca İtiraz (7 Gün): Borcun hiç mevcut olmadığı, ödendiği, zamanaşımına uğradığı veya faiz miktarının hatalı olduğu iddiaları, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde bildirilmelidir.
İmzaya İtiraz (5 Gün): Eğer takibe dayanak belge (adi senet vb.) üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyorsa, borçlu bu itirazını ayrıca ve açıkça 5 gün içinde belirtmelidir (İİK m. 60).
Yetki İtirazı: Takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu iddiası da yine 7 günlük süre içinde sunulmalıdır.
İtiraz dilekçesi, bir davanın başlangıcı niteliğinde olup somut veriler içermelidir. 2026 yılı yargı kararları, "her şeye itiraz ediyorum" şeklindeki soyut ifadeler yerine, vakıaların netleştirildiği dilekçeleri esas almaktadır.
İlgili Makam: ödeme emrini gönderen icra dairesi (örn: İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü).
Dosya Numarası: Takibin takibi için zorunludur.
İtiraz Konusu: Borcun tamamına mı yoksa sadece faiz/masraf gibi bir kısmına mı itiraz edildiği netleştirilmelidir.
Hukuki Gerekçeler: Borç doğmadıysa "Taraflar arasında akdi bir ilişki yoktur", borç ödendiyse "ödeme dekontu ektedir" gibi ifadeler eklenmelidir.
Süresinde yapılan usulüne uygun bir itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Bu aşamadan sonra alacaklının önünde iki yol bulunur:
İtirazın İptali Davası (İİK m. 67): Alacaklı, 1 yıl içinde genel mahkemelerde dava açarak itirazı bertaraf etmeye çalışır.
İtirazın Kaldırılması (İİK m. 68): Alacaklının elinde İİK m. 68 anlamında kesin belgeler varsa, İcra Mahkemesi'nden takibin devamını talep eder.
önemli Not: Eğer borçlu haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz etmişse, dava sonunda borç miktarının en az %20'si oranında İcra İnkar Tazminatı ödemeye mahkum edilebilir.
İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) icra dairelerinde yürütülen süreçlerde;
Muhabere Yoluyla İtiraz: Borçlu başka bir şehirdeyse, bulunduğu yerdeki icra dairesi aracılığıyla (muhabere yoluyla) Kartal'daki dosyasına itiraz gönderebilir.
Gecikmiş İtiraz: Eğer borçlu, ağır bir hastalık veya kaza gibi elinde olmayan nedenlerle 7 günlük süreyi kaçırdıysa, engelin kalkmasından itibaren 3 gün içinde İcra Mahkemesine "Gecikmiş İtiraz" başvurusunda bulunabilir.
Soru: "İtiraz dilekçesini e-posta ile gönderebilir miyim?" Cevap: Hayır. İtiraz dilekçesi fiziki olarak icra dairesine sunulmalı veya avukatlar aracılığıyla UYAP üzerinden elektronik imzalı olarak gönderilmelidir.
Soru: "Sadece faize itiraz edersem borcun aslı için haciz gelir mi?" Cevap: Evet. Kısmi itirazda bulunulan miktar dışında kalan (kabul edilen) kısım kesinleşir ve o miktar için haciz işlemleri devam edebilir.
Soru: "Tebligatı muhtar aldı, süre ne zaman başlar?" Cevap: Muhtara yapılan tebligatlarda süre, muhtara bırakıldığı gün başlar. Bu nedenle muhtarlık kayıtlarını düzenli kontrol etmek hak kaybını önler.
İcra takibine itiraz, borçluyu ani malvarlığı kayıplarından koruyan en hızlı yasal kalkandır. Ancak bu kalkanın geçerliliği, 7 günlük sürenin titizlikle takibi ve dilekçenin hukuki niteliğine bağlıdır. Haksız tazminat risklerinden kaçınmak ve takibi stratejik bir zemin üzerinde durdurmak adına; İcra Mevzuatına hakim bir taraf vekili rehberliğinde dilekçe hazırlanması hukuki güvenliğin gereğidir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa teşkil etmez. İcra süreçleri ve itiraz usulleri, borcun kaynağına (fatura, senet, mahkeme kararı vb.) göre farklılık gösterebileceğinden desteği alınmalıdır.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.