Kartal Avukat
Maaş haczi, kesinleşmiş bir icra takibi neticesinde borçlunun üçüncü kişilerdeki (işveren) alacaklarının haczedilmesi işlemidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, çalışanın yaşamını idame ettirebilmesi için maaşının tamamının haczedilmesi yasaklanmıştır. İstanbul Anadolu Yakası ve Kartal bölgesindeki icra müdürlükleri tarafından işyerlerine gönderilen haciz ihbarnameleri, yasal sınırlar dahilinde yerine getirilmek zorundadır.
(Not: İcra süreçleri benzer bir hiyerarşi ile işler).
Borçlunun maaş ve ücretleri üzerinde yapılacak kesintilerde kanuni alt ve üst sınırlar mevcuttur:
Kredi, senet, çek veya fatura borcu gibi genel alacaklar için maaşın haczedilebilecek kısmı, net maaşın dörtte birinden (%25) az olamaz. Ancak borçlu kendi rızasıyla icra dairesine muvafakat vererek bu oranı artırabilir.
Nafaka borçları, kamu düzenine ilişkin ve öncelikli alacaklardır. Cari nafaka (aylık ödenen miktar) maaşın tamamından öncelikle kesilir; geri kalan kısmın ise dörtte biri birikmiş nafaka veya diğer borçlar için haczedilebilir. Bu durum, toplam kesintinin maaşın yarısını aşmasına neden olabilir.
(Not: İcra hukukunda alacaklı sıralaması farklı kriterlere tabidir).
Maaş haczi sadece aylık ücreti değil; ikramiye, prim, fazla mesai ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı gibi ödemeleri de kapsar. Yargıtay uygulamasına göre, borçluya ait tazminatların tamamı (bazı durumlarda dörtte biri) haczedilebilir niteliktedir.
İcra dairesinden gönderilen maaş haczi müzekkeresi işverene tebliğ edildiğinde:
Cevap Verme Zorunluluğu: İşveren, yedi gün içinde borçlunun maaş miktarını ve varsa önceki hacizleri icra dairesine bildirmekle yükümlüdür.
Kesinti ve Gönderim: İşveren, maaşın dörtte birini her ay keserek icra dairesinin banka hesabına yatırmak zorundadır.
Tazminat Riski: İşveren kesinti yapmaz veya eksik yaparsa, kesmediği miktar işverenin şahsi mal varlığından tahsil edilebilir.
Borçlunun üzerinde birden fazla icra dosyası bulunması durumunda "sıra cetveli" esası uygulanır. İcra dairesinden işverene gelen haciz yazıları geliş tarihine göre sıraya konur. Birinci sıradaki dosya tamamen kapanmadan ikinci sıradaki dosya için kesinti yapılamaz. Ancak nafaka alacağı her zaman ilk sıraya geçer. Hak kaybının önlenmesi adına hukuki destek tavsiye edilir.
Maaş haczi nedeniyle işten çıkarılabilir miyim? Yargıtay içtihatlarına göre, sadece maaş haczi gelmesi işveren için "haklı fesih" nedeni sayılamaz. Ancak hacizlerin işyerindeki operasyonel süreci (muhasebe yükü vb.) olumsuz etkilediği ispat edilirse "geçerli fesih" tartışılabilir.
Emekli maaşlarına haciz konulabilir mi? SGK emekli maaşlarına, nafaka ve SGK prim borçları haricinde, borçlunun açık muvafakati (rızası) olmadan haciz konulamaz.
Maaş kesintisi net maaş üzerinden mi brüt üzerinden mi hesaplanır? Haciz kesintisi, borçlunun eline geçen "net maaş" (vergi ve sigorta kesintileri sonrası kalan tutar) üzerinden hesaplanır.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. İcra ve İflas mevzuatı ile uygulama esasları her somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Hak kaybının önlenmesi adına hukuki destek tavsiye edilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.