Kartal Avukat
İş kazası, işçinin ruhsal veya bedensel bütünlüğünü ihlal eden, işverenin gözetme borcuna aykırılık teşkil eden bir olaydır. Bu tür kazalarda oluşan maddi zararların yanı sıra; işçinin duyduğu acı, elem ve kederin telafisi amacıyla TBK m. 56 uyarınca "Manevi Tazminat" talep etme hakkı saklıdır.
Manevi tazminat, bir ceza değil; mağdurun bozulan ruhsal dengesini onarmayı amaçlayan bir tatmin aracıdır. Tazminatın doğması için şu şartlar aranır:
İş Kazası Olgusu: Olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında "iş kazası" olarak tescil edilmesi.
Zarar: İşçide fiziksel bir yaralanma, maluliyet (sakatlık) veya psikolojik bir travma oluşması.
Kusur ve İlliyet Bağı: İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması ile kaza arasında bir neden-sonuç ilişkisi bulunması. (Not: İşverenin kusuru olmasa dahi "Kusursuz Sorumluluk" halleri tartışılabilir).
Manevi tazminat miktarı matematiksel bir formülle hesaplanmaz; mahkeme hakimi somut olayın özelliklerine göre takdir yetkisini kullanır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, iş kazası tazminat davaları açılmadan önce Arabuluculuk yoluna başvurulması zorunludur.
Arabuluculukta taraflar tazminat miktarı üzerinde uzlaşabilirlerse süreç sona erer.
Anlaşma sağlanamazsa, arabuluculuk "Son Tutanağı" ile birlikte İş Mahkemesi'nde dava açılır.
İstanbul Anadolu Yakası'ndaki (Kartal, Pendik, Tuzla, Maltepe vb.) iş kazalarında yetkili merci İstanbul Anadolu İş Mahkemeleridir.
Zamanaşımı: İş kazasından doğan tazminat davalarında zamanaşımı süresi, kaza tarihinden itibaren kural olarak 10 yıldır.
Soru: Sadece yaralanan işçi mi manevi tazminat alabilir? Cevap: Hayır. İşçinin ölümü halinde eşi, çocukları, anne ve babası; ağır bedensel zarar (örn. bitkisel hayat, tam felç) durumunda ise işçinin çok yakınları da "yansıma yoluyla" manevi tazminat talep edebilir.
Soru: İş kazasında benim de kusurum varsa tazminat alabilir miyim? Cevap: Evet, ancak tazminat miktarında indirime gidilir. İşçinin müterafık kusuru (kendi hatası), hükmedilecek manevi tazminat miktarını kusur oranına göre azaltır.
Soru: Manevi tazminat miktarı ne zaman netleşir? Cevap: Dava sürecinde Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek "Kesin Maluliyet Raporu" ve İSG bilirkişisinden gelecek "Kusur Raporu" sonrası mahkeme bir rakam takdir eder.
İş kazası sonrası açılan manevi tazminat davaları, manevi zararın parayla ölçülmesindeki zorluk nedeniyle yüksek yargı (Yargıtay) içtihatlarının en sık değiştiği alanlardan biridir. Dava sürecinde SGK tahkikatının takibi, maluliyet oranına itiraz süreçleri ve işverenin İSG mevzuatına aykırılıklarının teknik raporlarla desteklenmesi hayati önem taşır. özellikle İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) gibi iş kazası dosyalarının yoğun olduğu merkezlerde; delil tespitinin hızlı yapılması ve arabuluculuk sürecinin doğru yönetilmesi aşamalarında bir hukukçu rehberliğinde hareket edilmesi önemle tavsiye edilir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, iş kazaları ve manevi tazminat süreçleri hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa teşkil etmez. Yargıtay’ın tazminat miktarlarına ilişkin alt ve üst sınır uygulamaları her yıl değişebilmektedir. Hak kaybına uğramamanız için bir bir hukukçudan destek almanız önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.