Kartal Avukat
İcra takibi baskısı altında (cebri icra tehdidi), aslında borçlu olunmayan bir tutarın ödenmesi durumunda; hukuk sistemi bu paranın geri alınabilmesi için özel bir imkân tanır. İİK m. 72 uyarınca açılan "İstirdat (Geri Alma) Davası", mülkiyet hakkının korunması adına borçluya tanınmış son yasal yoldur.
Bir ödemenin istirdat davasına konu edilebilmesi için şu dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Cebri İcra Tehdidi: ödemenin bir icra takibi dosyasına, takibin kesinleşmesi nedeniyle ve icra baskısı altında yapılmış olması gerekir. (Kendi rızasıyla, takip yokken yapılan ödemeler genel hükümlere göre "Sebepsiz Zenginleşme" davasına konu olur).
ödemenin Yapılmış Olması: Borcun tamamı (asıl alacak, faiz, vekalet ücreti ve harçlar dahil) icra dosyasına ödenmiş olmalıdır.
Borçlu Olunmadığının İspatı: Davacı, ödeme yaptığı tarihte aslında böyle bir borcunun bulunmadığını (ödendiğini, zamanaşımına uğradığını veya hiç doğmadığını) kanıtlamalıdır.
1 Yıllık Hak Düşürücü Süre: Dava, paranın icra veznesine yatırıldığı tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre geçtikten sonra dava hakkı düşer.
İstanbul Anadolu Yakası'ndaki (Kartal, Maltepe, Pendik vb.) icra takiplerinden doğan istirdat davalarında yetkili merci İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemeleridir.
Görevli Mahkeme: Alacağın niteliğine göre değişir. Ticari işlerde Asliye Ticaret, tüketici işlemlerinde Tüketici, diğer genel konularda Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Zorunlu Arabuluculuk: 2026 yılı itibarıyla, ticari veya tüketici uyuşmazlığı niteliğindeki istirdat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartıdır.
Kötüniyet Tazminatı: Davacı davayı kazanırsa, alacaklının takibi kötü niyetle başlattığı ispat edilirse, alacaklı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilebilir.
İstirdat davasında ispat yükü kural olarak davacı borçludadır. Borçlu, icra dosyasına ödediği paranın aslında var olmayan bir borç olduğunu şu belgelerle kanıtlayabilir:
Banka dekontları ve makbuzlar.
Borcun daha önce ödendiğine dair "İbraname".
Ticari defter kayıtları ve faturalar.
Borcu doğuran temel ilişkinin (sözleşme vb.) geçersizliğine dair belgeler.
Soru: Kendi rızamla borcu ödedim, yine de istirdat davası açabilir miyim? Cevap: Eğer ortada kesinleşmiş bir icra takibi yokken ödeme yaptıysanız "istirdat" davası açamazsınız. Bu durumda TBK m. 78 uyarınca "Hataen ödeme" nedeniyle sebepsiz zenginleşme davası açmanız gerekir.
Soru: 1 yıllık süreyi kaçırırsam paramı geri alabilir miyim? Cevap: İİK'daki 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra istirdat davası açılamaz. Ancak genel hükümlere göre 10 yıllık zamanaşımı içinde sebepsiz zenginleşme davası açma ihtimali teknik olarak tartışmalı olsa da, istirdat davasının sağladığı avantajlardan yararlanılamaz.
Soru: Dava sürerken alacaklı parayı icra dairesinden çekebilir mi? Cevap: İstirdat davası açılması, paranın alacaklıya ödenmesini kendiliğinden durdurmaz. Paranın alacaklıya ödenmemesi için mahkemeden İhtiyati Tedbir kararı alınması ve genellikle %15 teminat yatırılması gerekir.
İstirdat davaları, icra hukukunun teknik detayları ile maddi hukukun ispat kurallarının iç içe geçtiği süreçlerdir. 1 yıllık dar hak düşürücü sürenin takibi, doğru görevli mahkemenin tayini (Ticaret vs. Hukuk) ve arabuluculuk sürecinin "Son Tutanak" usulüne uygun tamamlanması hayati önem taşır. özellikle İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) gibi icra mahkemelerinin iş yükünün yoğun olduğu merkezlerde; ödeme kayıtlarının dosyaya celbi ve karşı tarafın kötü niyetinin ispatı aşamalarında bir icra ve hukukçu rehberliğinde hareket edilmesi önemle tavsiye edilir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, haksız ödenen borçların iadesi ve istirdat davaları hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa teşkil etmez. İİK'daki güncel değişiklikler ve her uyuşmazlığın kendine has delil yapısı nedeniyle yasal sonuçlar farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamanız için bir bir hukukçudan destek almanız önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.