Kartal Avukat
İş hukukunda "haklı nedenle fesih", iş sözleşmesinin devamını taraflardan biri için çekilmez hale getiren ağır kusurların varlığı durumunda, bildirim süresi beklemeksizin sözleşmenin derhal sona erdirilmesidir. İşveren için bu hak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenmiştir. Haklı nedenin ispat yükü işverende olup, usulüne uygun yürütülmeyen bir fesih süreci; işe iade, yüksek tutarlı kıdem ve ihbar tazminatları ile karşı karşıya kalınmasına neden olabilir.
Ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık halleri, işçinin tazminatsız işten çıkarılabileceği durumları kapsar:
Güveni Kötüye Kullanma: İşverenin güvenini sarsacak hırsızlık, meslek sırlarını ifşa etme veya yalan beyanda bulunma.
İş Yerinde Disiplinsizlik: İş arkadaşlarına veya işverene sataşma, hakaret etme veya cinsel taciz eylemleri.
Devamsızlık: İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü veya bir ayda üç iş günü işe gelmemesi.
İş Güvenliğini Tehlikeye Atma: İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi veya işyerindeki araçlara 30 günlük ücretiyle ödeyemeyeceği derecede zarar vermesi.
İş Kanunu m. 26 uyarınca, ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle fesih yetkisi; işverenin olayı öğrendiği günden itibaren 6 iş günü ve her halde olayın gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılmalıdır.
Bu süre geçtikten sonra yapılan fesihler, neden haklı olsa dahi usulsüz sayılır ve işçi tazminata hak kazanır.
Yolsuzluk ve hırsızlık gibi olaylarda işçinin maddi menfaat sağladığı durumlarda 1 yıllık üst sınır uygulanmaz.
Haklı nedenle fesihlerde dahi ispat gücünü artırmak ve "savunma hakkı" kısıtlaması iddialarını bertaraf etmek için şu adımlar izlenmelidir:
Olayın Tespiti: Tutanak, kamera kayıtları, log kayıtları veya tanık beyanları ile somut delillendirme.
Savunma İstemi: İşçiye isnat edilen eylem açıkça belirtilerek yazılı savunma vermesi için makul bir süre tanınmalıdır. İşçi savunma vermekten imtina ederse bu durum tutanak altına alınmalıdır.
Yazılı Bildirim: Fesih bildirimi mutlaka yazılı yapılmalı ve fesih sebebi (olay ve tarih bilgisiyle) açıkça belirtilmelidir.
SGK çıkış Kodları: Fesih nedenine uygun kod (örn: Kod-46: Hırsızlık, Kod-48: Devamsızlık) seçilmelidir. Yanlış kod seçimi "hizmet dökümü karalaması" nedeniyle tazminat davasına konu olabilir.
İş hukuku sadece işçinin haklarını korumaz; işverenin de uğradığı zararlar için dava açma hakkı bulunur:
Maddi Zarar Tazmini: İşçinin kastı veya ağır ihmaliyle işyerine verdiği zararların rücu edilmesi.
Haksız Rekabet Davası: İşçinin işten ayrıldıktan sonra gizlilik sözleşmesini ihlal ederek müşteri portföyünü çalması veya şirket sırlarını kullanması.
Kötüniyet Tazminatı: İşçinin işvereni asılsız ihbarlarla resmi makamlar nezdinde zor durumda bırakması veya itibarını zedeleyici asılsız ifşalarda bulunması.
Kartal ve çevresindeki işyerleri için hukuki süreçler İstanbul Anadolu Adliyesi nezdinde yürütülür:
Zorunlu Arabuluculuk: İşe iade, kıdem, ihbar veya işverenin tazminat talepli davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır.
İş Mahkemesi: Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, uyuşmazlık İş Mahkemeleri'ne taşınır. Mahkeme süreci tanık dinlenmesi ve bilirkişi incelemesi (bordro ve puantaj hesabı) ile devam eder.
Soru: İşçi işe geç gelmeyi alışkanlık haline getirirse tazminatsız kovabilir miyim? Cevap: Sık sık geç gelme genellikle "geçerli neden" (tazminatlı fesih) sayılır. Ancak bu durum işin işleyişini ağır biçimde aksatıyor ve uyarıya rağmen devam ediyorsa, "haklı neden" sınırına girebilir. Yine de riskli bir alandır; feshin son çare olması ilkesi unutulmamalıdır.
Soru: Sosyal medya üzerinden şirketi eleştiren işçiyi çıkarabilir miyim? Cevap: Eleştiri sınırını aşan, işverene hakaret içeren veya ticari itibarı zedeleyen paylaşımlar haklı fesih nedenidir. Ancak paylaşımın "işçinin ifade özgürlüğü" kapsamında kalıp kalmadığı mahkemece titizlikle incelenir.
Soru: İşe gelmeyen işçiye hemen çıkış verebilir miyim? Cevap: Hayır. öncelikle devamsızlık tutanakları tutulmalı, işçinin adresine noterden "işe gelmeme nedenini bildirmesi" için ihtarname çekilmeli ve yasal süre beklenmelidir.
Haklı nedenle fesih, işveren açısından "ispat külfeti" en ağır olan süreçtir. Mahkemeler genellikle "işçi lehine yorum" ilkesini benimsediği için; 6 iş günlük sürenin bir gün bile aşılması veya savunma istem yazısının usulüne uygun tebliğ edilmemesi, işverenin haklıyken haksız duruma düşmesine yol açabilir. özellikle İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) gibi yoğun iş davalarının görüldüğü merkezlerde; delillerin hukuki geçerliliğinin denetlenmesi, SGK kodlarının stratejik seçimi ve arabuluculuk müzakerelerinin yönetimi aşamalarında bir hukukçu rehberliğinde hareket edilmesi, işletme maliyetlerinin ve itibarının korunması açısından önemle tavsiye edilir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu içerik, işveren tarafından yapılan haklı fesih süreçleri hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki mütalaa teşkil etmez. Her vaka; iş sözleşmesinin içeriğine, somut olayın özelliklerine ve Yargıtay’ın güncel içtihatlarına göre farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamanız için bir bir hukukçudan destek almanız önerilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik, teknolojik imkanlar desteğiyle hazırlanmış bir bilgilendirme metnidir. Sitede yer alan veriler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye veya mütalaa teşkil etmez. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişkenlik gösterebileceğinden, buradaki bilgilerin doğruluğu ve güncelliği noktasında kesinlik arz etmeyebilir. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına, sürecin takibi için bir avukattan hukuki yardım alınması önem arz etmektedir. Sitedeki bilgilere dayanarak gerçekleştirilen işlemlerden doğabilecek sorumluluk kullanıcıya aittir.
Sabit
Mobil
Web Sayfamız Düzenlenme ve Yapım Aşamasındadır!!!!
Bilgilendirme ve Yasal Uyarı: Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili mevzuatına uygun olarak yalnızca kamuyu bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede sunulan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamakta olup, bu veriler üzerinden bir avukat-müvekkil ilişkisi kurulamaz. Mevzuatın ve yargı kararlarının dinamik yapısı gereği, hak kaybına uğramamak adına hukuki süreçlerin bir avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.