Uluslararası Hukuk Avukatı
Uluslararası Hukuk Avukatı : Tanıma, Tenfiz ve Milletlerarası özel Hukuk Süreçleri
Uluslararası hukuk; devletler, yabancı ülke vatandaşları ve sınır ötesi faaliyet gösteren şirketler arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çok katmanlı bir disiplindir. Bu alan; 5718 Sayılı Milletlerarası özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MöHUK), ikili anlaşmalar ve uluslararası konvansiyonlar çerçevesinde şekillenmektedir.
İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) ve ilgili merciler nezdinde; yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye'de hüküm doğurması (tanıma/tenfiz) ve yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkların çözümü, sıkı şekil şartlarına bağlıdır.
Uluslararası Hukukun Temel Uygulama Alanları
Yabancılık unsuru içeren ihtilaflarda, hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olduğu "Kanunlar İhtilafı" kuralları ile belirlenir.
1. Tanıma ve Tenfiz Davaları
Yurtdışındaki mahkemelerden alınan boşanma, velayet, nafaka veya ticari alacak kararlarının Türkiye'de geçerli olması ve icra edilebilmesi için açılan davalardır.
-
Tanıma: Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de "kesin delil" veya "kesin hüküm" olarak kabul edilmesidir.
-
Tenfiz: Kararın Türkiye'de icra edilebilir (örneğin nafakanın tahsili veya mal varlığına el konulması) hale getirilmesidir.
2. Uluslararası Aile ve Miras Hukuku
Farklı ülke vatandaşlarının evlilikleri, boşanmaları ve sınır ötesi miras paylaşımları bu kapsamdadır.
-
Sınır ötesi Velayet: Müşterek çocukların yerleşim yeri ve kişisel ilişki tesisinde uluslararası sözleşmelerin (Lahey Sözleşmesi vb.) uygulanması.
-
Yabancıların Miras Hakları: Yurtdışında vefat eden kişilerin Türkiye'deki mal varlıklarının intikali ve veraset ilamı süreçleri.
3. Milletlerarası Ticari Tahkim ve Sözleşmeler
Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda, tarafların devlet mahkemeleri yerine bağımsız hakem heyetlerini (ICC, LCIA vb.) tercih etmesi ve bu kararların Türkiye'de tenfizi sürecidir.
Uluslararası Davalarda Usuli Gereklilikler
Uluslararası bir kararın veya belgenin Türkiye'de resmiyet kazanması için belirli onay mekanizmaları gereklidir:
-
Apostil Şerhi: Belgenin düzenlendiği ülkedeki yetkili makamca, imzanın ve mührün doğruluğunun onaylanması işlemidir.
-
Resmi Tercüme ve Noter Onayı: Yabancı dildeki belgelerin yeminli tercümanlarca çevrilmesi ve Türk noterlerince onaylanması zorunludur.
-
Kamu Düzeni Denetimi: Türk mahkemeleri, yabancı kararı incelerken esasa girmez; ancak kararın Türk kamu düzenine (temel ahlak ve hukuk kurallarına) açıkça aykırı olup olmadığını denetler.
Sıkça Sorulan Sorular
Yurtdışında boşandım, Türkiye'de hala evli mi görünüyorum? Evet. Yurtdışı mahkemesinin verdiği boşanma kararı Türkiye'de tanınmadığı sürece nüfus kayıtlarında evli görünmeye devam edersiniz. Bu durum, miras hakları ve yeniden evlenme önünde engel teşkil eder.
Yabancı bir şirketten alacağımı Türkiye'de nasıl tahsil edebilirim? Eğer elinizde yabancı bir mahkeme kararı veya tahkim ilamı varsa, Türkiye'de tenfiz davası açarak borçlunun Türkiye'deki mal varlıkları üzerine haciz işlemi başlatabilirsiniz.
Yabancıların Türkiye'de şirket kurması için izin gerekir mi? Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımlar kanunu uyarınca, yabancı gerçek ve tüzel kişiler Türk vatandaşları ile aynı şartlarda şirket kurabilirler; ancak sektörel bazda (enerji, maden vb.) ek izinler gerekebilir.
Yasal Uyarı (Disclaimer): Bu internet sitesinde paylaşılan içerikler, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay, kendi içinde özel şartlar barındırır ve yasal sürelerin takibi hak kaybına uğramamanız açısından kritiktir. Mevzuat ve yargı kararları zamanla değişiklik gösterebilir. Haklarınızı doğru şekilde savunmak ve süreçleri etkin yönetmek adına bir avukattan hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Tümü
Uluslararası Hukuk Avukatı
Tümü
Sık Sorulan Sorular
İç hukuk yollarının tamamen tüketilmiş olması ve başvurunun 6 ay içinde yapılması gerekir.
Evet, bireyler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) doğrudan başvurabilir (AİHS m.34)
Evet, tarafların mutabakatıyla yapılan arabuluculuk anlaşmaları uluslararası alanda geçerli olabilir.
✔ Doğrudan bağlayıcı değil (bildirge niteliğinde)
✔ Uluslararası örf-adet hukuku kapsamında bağlayıcılık kazanmıştır
Evet. Kişinin milli hukukunun belirlenmesinde çifte vatandaşlık önemli olabilir. Türk vatandaşı olan kişiler için Türk hukuku uygulanır.
Hayır, yalnızca taraf ülkeler arasında yapılan sözleşmelerde ve taraflar aksi kararlaştırmadıkça geçerlidir.
Birleşmiş Milletler Uluslararası Mal Satışı Sözleşmesi (Türkiye'de de uygulanır):
✔ Sözleşme oluşumu
✔ Tarafların yükümlülükleri
✔ Uyumsuz teslimin sonuçları
✔ Uluslararası hukuk ihlali (sınır ihlali, diplomatik dokunulmazlık ihlali vb.)
✔ Eylem/ihmal (devlet organlarının fiilleri)
✔ Zarar (maddi/manevi)
✔ Devletlerin egemen eşitliği uluslararası hukukun temel ilkesidir
✔ Antlaşmaların iç hukuka etkisi ülkelere göre değişir
✔ Uluslararası örgüt kararları genellikle bağlayıcı değildir (BMGK kararları hariç)
✔ Uluslararası antlaşmaların iç hukuka aktarım süreci
✔ Yargı dokunulmazlığı istisnaları (ticari faaliyetler vb.)
✔ Tahkim şartlarının sözleşmelerde açıkça belirtilmesi
✔ Kişi dokunulmazlığı (tutuklanamaz)
✔ Konut dokunulmazlığı
✔ Yargı dokunulmazlığı (ağır suçlar hariç)
Force majeure, yükümlülüğün ifasını imkânsız hale getiren olayları ifade eder; hardship ise performansın hâlâ mümkün olduğu ancak maliyetin, riskin ya da zorlukların beklenenden çok daha fazla olduğu durumlardır. Hardship genellikle yeniden müzakere veya sözleşme şartlarının adaptasyonu ile çözülür; force majeure ise askıya alma ya da fesih hakkı doğurabilir.
Süreç, şirketin büyüklüğüne, veri işleme hacmine, teknik altyapının mevcut durumuna ve veri güvenliği kültürüne bağlı olarak değişir. Küçük-orta ölçekli bir şirket için temel uyum birkaç ayda sağlanabilir; büyük ölçekli ve karmaşık süreçleri olan şirketlerde bir yıl veya daha uzun sürebilir. Maliyet ise danışmanlık, teknik altyımlar, eğitim, denetim gibi unsurlara bağlı olarak değişir.
✔ Uluslararası Ticaret Odası'nın tahkim kuralları
✔ Tarafların anlaşmasıyla başlar
✔ Kesin ve bağlayıcı karar
Evet, taraf devletler için bağlayıcıdır ve çoğu ülkede uygulanabilir.
Evet, çünkü teslim şekli sözleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır.
✔ Türkiye'de 12 mil (Ege'de 6 mil uygulaması devam ediyor)
✔ BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre maksimum 12 mil
KVKK GDPR’a benzer kurallar içerir; ancak GDPR kapsamı daha geniş ve yaptırımları daha ağırdır. AB vatandaşı kullanıcıların verilerini işleyen şirketlerin GDPR’a özel yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir. Bu nedenle, KVKK uyumu GDPR uyumunun tamamlayıcısı olarak düşünülmeli, ayrı düzenlemeler yapılmalıdır.
Mücbir sebep varsa taraflar yükümlülüklerini yerine getirmeyebilir veya erteleyebilir.
Konvansiyona taraf olan 50’den fazla ülke bulunmaktadır. Türkiye de bu devletler arasında yer almaktadır.
Bir devletin kara sularında suç işleyen yabancı gemiyi açık denizde takip ve yakalama hakkı (BM Deniz Hukuku Sözleşmesi m.111)
Uyuşmazlıkların hızlı, gizli ve tarafsız şekilde çözülmesini sağlar.
Tahkim daha hızlı ve gizliyken, mahkeme devlet denetiminde ve kamuya açıktır.
Evet, tahkim kararları genellikle temyiz edilemez, ancak iptal davaları istisnai olarak mümkündür.
Çoğunlukla hayır, ancak iptal davaları sınırlı durumlarda mümkündür.
Çoğu durumda kaybeden taraf karşı tarafın masraflarını da öder.
Duruma göre değişir; gizlilik ve hız isteniyorsa tahkim, devlet güvencesi isteniyorsa mahkeme tercih edilebilir.
Tahkim, daha hızlı ve gizli olduğu için genellikle tercih edilir.
Uluslararası ticarette tahkim genellikle daha hızlı ve esnek bir çözüm yoludur. Gizlilik ve tarafsızlık avantajı sunar.
Evet. Tarafların üzerinde anlaştığı tahkim kuralları, IBA Delil Kuralları veya hakem heyetinin belirlediği usuller delil sunumunu şekillendirir.
Hakem heyeti zarar ve sorumluluk değerlendirmesi yaparak karar verir.
Fatura, sözleşme, yazışmalar, ekspertiz raporları gibi somut belgeler gereklidir.
Eğer AB vatandaşlarının verilerini işliyorsanız, örneğin web sitesi aracılığıyla kayıt alıyor, pazarlama yapıyorsanız ya da kullanıcı davranışlarını izliyorsanız, GDPR kapsamına girebilirsiniz. AB ile doğrudan iş ilişkisi olmasa bile kişisel veri işleme faaliyetleriniz GDPR’ı tetikleyebilir.
Evet. Bu durumda miras bırakanın nüfusa kayıtlı olduğu yer mahkemesi yetkilidir.
✔ Devletler veya BM Güvenlik Konseyi sevk edebilir
✔ Bireysel başvuru için: Öncelikle ulusal mahkemelerde adalet aranmalı
Evet, taraflar arasında yazılı olarak imzalanan arabuluculuk anlaşması, Singapur Konvansiyonu kapsamında taraf devletlerde icra edilebilir hale gelir.
✔ Soykırım
✔ İnsanlığa karşı suçlar
✔ Savaş suçları
✔ Saldırı suçu
✔ Türkiye'de: Anayasa m.90 uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulan uluslararası antlaşmalar kanun hükmündedir
✔ Çatışma halinde: Temel hak ve özgürlükler alanında uluslararası normlar önceliklidir
Devletler, uluslararası örgütler ve bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen bağlayıcı kurallar bütünüdür. Temel kaynakları:
✔ Antlaşmalar (Viyana Sözleşmesi)
✔ Uluslararası örf ve adet hukuku
✔ Genel hukuk ilkeleri
Devletler, yabancı yatırımcılar ve bireyler uluslararası hukuk çerçevesinde tazminat talebinde bulunabilir.
Sözleşmede hangi hukuk seçildiyse o ülkenin hukukuna göre değerlendirilir. Aksi halde uluslararası özel hukuk kuralları uygulanır.
Zorunlu değildir ancak ticari sözleşmelerde “öncelikle arabuluculuğa başvurulacağı” yönünde bir madde eklenmesi tavsiye edilir.
Genellikle 6 ay ile 18 ay arasında sonuçlanır.
1958 tarihli New York Konvansiyonu’na taraf 160’tan fazla ülkede tahkim kararları doğrudan icra edilebilir.
Evet, tahkim kararları taraflar arasında kesin ve bağlayıcıdır; devlet mahkemeleri sadece tanıma ve icra aşamasında denetim yapabilir.
Tahkim, hızlı ve gizli bir süreç sunduğu için çoğu zaman daha avantajlıdır.
Genellikle 6 ila 18 ay arasında tamamlanır.
Yazılı belgeler, elektronik veriler, tanık beyanları, bilirkişi raporları, keşif raporları ve görsel materyaller tahkimde delil olarak kabul edilebilir.
Hem bireyler hem şirketler hem de devletler, zarar gördükleri durumlarda tazminat davası açabilir.
Davaların karmaşıklığına göre genellikle 1 ila 4 yıl arasında sürebilir.
Genellikle İngilizce tercih edilir; ancak tarafların mutabık olduğu başka bir dil de kullanılabilir.
Sözleşmede belirtilen ülke hukukuna tabidir. Belirtilmemişse, tarafların merkezine ve sözleşmenin ifa yerine göre belirlenir.
Taraflardan birinin sözleşmedeki yükümlülüğünü zamanında veya uygun şekilde yerine getirmemesi durumudur.
Her ülkenin farklı zamanaşımı süreleri vardır; sözleşmede belirtilen süreler de önemlidir.
Taraflar sözleşmede açıkça bir hukuk seçimi yapmışsa, o ülkenin hukuk kuralları uygulanır. Seçim yapılmamışsa MÖHUK veya Roma I Tüzüğü’ne göre belirlenir.
Tarafların anlaşmasıyla belirlenir, aksi yoksa ilgili ülke hukuku veya uluslararası sözleşmeler uygulanır.
Tahkim ve arabuluculuk genellikle mahkemeye göre daha hızlıdır.
Tarafların sözleşmesinde belirtilen mahkemeler veya ikametgah mahkemeleri yetkilidir.
Genellikle uluslararası tahkim en hızlı ve güvenilir çözümdür.
Maddenin miktarı, ambalajlanma şekli, ticaret kastı gösteren deliller (yazışmalar, satış listeleri vb.) değerlendirilir.
✔ Kayıtlı olduğu devletin yargı yetkisi altında (Dış Uzay Antlaşması)
✔ Uluslararası Sorumluluk Sözleşmesi zararlardan devletleri sorumlu tutar
Veri ihlali gerçekleştiğinde, GDPR’a göre 72 saat içinde ilgili denetleyici makama bildirim yapılmalıdır. Ayrıca etkilenen bireylerin bilgilendirilmesi gerekebilir. İhlalin etkisi, nedenleri ve alınacak düzeltici önlemler belirlenmelidir.
GDPR kapsamında bazı şirketler için Veri Koruma Görevlisi (Data Protection Officer – DPO) atamak zorunludur. Özellikle büyük ölçüde hassas veri işleyen veya büyük ölçekli veri işleme faaliyetleri olan kuruluşlarda DPO atanması gerekebilir.
Evet. Taraflar yetkili mahkemeyi Türkiye olarak belirlemişse veya tahkim yeri Türkiye olarak seçilmişse, Türk mahkemeleri yetkilidir.
Bulunduğunuz ülkede dava açmanız gerekir. Türkiye’de verilen karar tek başına o ülkede geçerli olmayacaktır.
Taraflar uzlaşmaya istekliyse arabuluculuk düşük maliyetli ve dostane bir çözümdür.
Evet, ikili yatırım anlaşması (BIT) veya yatırım sözleşmesi buna izin veriyorsa yatırımcı, doğrudan tahkim yoluna gidebilir.
Hayır. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli olması için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir.
Taşınmaz mallar, bulundukları ülkenin hukukuna göre paylaşılır.
Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında davanın başarısı, "Tebligat Hukuku" ve "Kamu Düzeni Müdahalesi" risklerinin önceden analiz edilmesine bağlıdır. Tanıma ve tenfiz davalarında en sık karşılaşılan red sebebi, yabancı mahkemedeki yargılama sırasında davalı tarafa usulüne uygun savunma hakkı tanınmamış olması veya tebligatların usulsüz yapılmasıdır. Kartal ve İstanbul genelindeki mahkemeler, MöHUK uyarınca yabancı kararın "şekli" şartlarını incelerken, savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığını titizlikle denetlemektedir. Bu nedenle, yurtdışında devam eden bir davanın başlangıcından itibaren Türk usul hukukuna uygun bildirimlerin yapılması, kararın Türkiye'de "ölü doğmaması" açısından stratejik bir öneme sahiptir.
Sınır ötesi ticari sözleşmelerde ve tahkim süreçlerinde, uyuşmazlık durumunda hangi ülke hukukunun uygulanacağı (Law of Choice) ve hangi mahkemenin yetkili olacağı maddeleri, yargılamanın maliyetini ve süresini doğrudan belirler. özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye'deki taşınmaz edinimleri veya şirket ortaklıklarında, sözleşme metinlerinin sadece yerel mevzuata değil, aynı zamanda Milletlerarası Tahkim Kanunu ve ikili yatırım anlaşmalarına (BITs) uyumlu kurgulanması esastır. Maddi gerçeğin saptanmasında bu yazılı belgelerin teknik niteliği, olası bir uyuşmazlıkta "kesin hüküm" teşkil edecek kararların alınmasını sağlayan etkili bir hukuki savunma aracıdır.
Son olarak, uluslararası aile hukuku vakalarında (velayet ve çocuk kaçırma gibi), 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümleri devreye girmektedir. çocuğun mutad meskeninin (daimi ikametgahının) haksız şekilde değiştirilmesi durumunda, iade sürecinin başlatılması için öngörülen hak düşürücü süreler ve "çocuğun üstün yararı" kriteri mahkemelerce öncelikli olarak değerlendirilir. Bu tip uyuşmazlıklarda, belgelerin Apostil şerhiyle onaylanması ve tebligatların uluslararası istinabe (adli yardımlaşma) kanalıyla yürütülmesi, sürecin usul ekonomisine uygun şekilde ve hak kaybına yol açmadan sonuçlandırılması bakımından hayati bir zorunluluktur.